İŞLERWORKS

SASALI İKLİM DUYARLI TARIM EĞİTİM VE ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ

Sasalı / Çiğli | 2019 | Kamusal


ISBS 2019 Sustainabilty Award - Birincilik Ödülü - İnsan eliyle şekillenen doğal çevrede yaşanan deformasyonlar, günümüz yaşam koşullarını dönüştürmekte ve bu sebeple söz konusu dönüşümlere uyum sağlayabilecek yaşamsal faaliyetlere ilişkin (beslenme ve barınma gibi) yeni düzenlenmeler ve teknikler geliştirmek bir zorunluluk haline gelmektedir. Kuşkusuz küresel çapta belirmeye başlayan böyle bir zorunluluk üzerinde teknolojik gelişmelerin negatif ve pozitif yönlü etkisi oldukça fazladır. Bu noktada belki de teknolojiyi negatif ve pozitif yüzlü bir madalyona benzetmek yanlış olmayacaktır. Özellikle 2000’ler sonrası yaşanan hızlı teknolojik gelişmelerin doğal çevreyi negatif yönlü etkilediği açıkça görülse de, günümüzde bu sorunsala yine teknoloji aracılığıyla çözüm yolları arandığı da ortadadır. Bu sebeple küresel boyutları gün geçtikçe artan doğal çevre deformasyonunun dünya üzerindeki canlılığı (yaşam) ne ölçüde etkilediği ya da etkileyeceği hususu, bugün birçok araştırmaya konu olmaktadır. Söz konusu araştırmalardan gelecekte belirecek küresel ısınma, iklim değişiklikleri ve kuraklık, toprak kalitesinin düşmesi gibi çevresel sorunlara alternatif çözümler üretmesi beklenmektedir. Bu kapsamda Türkiye ölçeğinde irdelendiğinde; özellikle son yıllarda dış göç ile daha da artan nüfus ve buna paralel olarak ortaya çıkan barınma gereksinimi, yapılı çevre alanlarının çoğalmasına neden olmaktadır. Bu durum son yıllarda kentsel alanlardaki tarım alanlarını tehlikeye sokmaktadır. Daralan kent merkezleri artan nüfusa cevap veremediğinden, kent çeperine doğru yayılım gösteren yapılı çevre olgusu tarım alanlarını dönüştürmektedir. Bunun yanı sıra 21. yüzyıl gündelik hayatı ile değişen yaşam standartları ve uygulamaya koyulan tarım ve hayvancılık politikaları kırsal alanlardaki kullanıcıları kente göç etmeye itmektedir. Tarım ya da hayvancılıkla uğraşan kullanıcı sayısının ülke çapında azalma eğilimi göstermesi gelecekte her iki faaliyete ilişkin çok ciddi problemlerle karşı karşıya kalınacağını göstermektedir. Bu tür bir azalma eğilimine çevresel deformasyonların neden olduğu doğal kaynaklardaki azalma sorunsalı da eklendiğinde problemin boyutu daha da net kavranacaktır. Özellikle son yıllarda boyutu tüm dünyayı etkisi altına almakta olan küresel ısınma ve kuraklık sorunu, gezegen üzerindeki canlılığın sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. Bu kapsamda küresel (makro) ve yerel (mikro) ölçekte alınacak önlemler ve gerçekleştirilecek uygulamalar ile gelecekte oluşabilecek tehditlere uyum sağlayabilen ve canlılığın devamını esas alan projeler üretilebilecektir. “Sasalı İklim Duyarlı Tarım Eğitim ve Araştırma Enstitüsü” de söz konusu projelere İzmir özelinde örnek teşkil edecek bir uygulama olarak ön plana çıkmaktadır. 2080 yılı itibariyle İzmir’de başlayacak olan kuraklık öngörüsüne dayandırılarak hazırlanan proje, kuraklık durumuna hizmet edecek deneysel bir çalışmanın ürünüdür. İzmir’in Çiğli İlçesi, Sasalı mevkiinde yer alması planlanan proje, eğitim ve üretim odaklı olacak şekilde kurgulanmıştır. Bu amaçla tasarlanan proje kapsamında, normal ve akıllı toprak uygulamalı tarım alanları, yüksek sıra dikim uygulamalı tarım alanı, seralar, eko pazar, çok amaçlı salon, eğitim sınıfları, yönetim, laboratuvar, kütüphane, teknik servis ve ıslak hacim alanları oluşturulmuştur. Lineer bir kurguda dizilen birimleri bir arada tutan bioswale (biobulvar) ve ona eklemlenen sirkülasyon aksı, tasarımın omurgası olarak ön plana çıkar. Böyle bir omurga kurgusu, alanı ziyaret edecek kullanıcılara enstitünün işleyiş mekanizmasını kavrama ve deneyimleyerek öğrenme olanağı sunar. Kuzey-güney aksı boyunca uzanan alana giriş, kuzey aksından sağlanmaktadır. Ana girişten itibaren başlayan sirkülasyon omurgası ziyaretçileri/kullanıcıları öncelikli olarak eğitim odaklı mekanlara (laboratuvar ve kütüphane gibi) ulaştırır. Eğitim amaçlı mekanlar ile tarım faaliyetlerini içeren mekanlar (seralar ve dikey bahçe gibi) sirkülasyon aksının genişleyerek oluşturduğu eko pazar alanı ile birbirinden ayrışır. Eko Pazar alanından sonra konumlanan tarım faaliyetleri alanları kullanıcıları farklı tarım tekniklerini görmeye ve deneyimlemeye davet eder. Alanın güney ucuna konumlanan normal ve akıllı toprak uygulamalı tarım alanları ile tasarım kurgusu sonlanır. Üç farklı sera tipini içeren alanlardaki üst örtü mekanizmasının 26°’lik bir eğime sahip olması gerekliliği, strüktürel yapıyı belirlemede etkili olmuştur. Sadece bu alanlarda bir strüktürel yapıya yer vermekle kalmayıp, aynı kurguyu bütüne aktarabilme öngörüsü, tasarım süreci boyunca tercih edilmiştir. Bu sebeple seralardaki strüktürel yapı eğitim, yönetim ve servis mekanlarına da aktarılarak görsel bütünlük ve sürdürülebilirlik desteklenmiştir. Eğitim, yönetim ve servis mekanlarını sararak bir kabuk oluşturan strüktür, söz konusu mekanlara çift cidar yaratmaktadır. Strüktür üzerine sardırılan sarmaşık türü bitki ile çift cidarlı hale gelen söz konusu mekanlarda ısınma etkisinin azaltılması hedeflenmektedir. Gruplandırılarak farklı uygulamalara olanak sağlayan seraların ilkinde; kuraklık senaryosunun sergilenmesi, ikincisinde; topraksız tarım tekniği uygulaması ve parabolik ısıtıcı mekanizmaları ile ısıtma ve soğutma enerjisinin karşılanması, üçüncüsünde ise; topraksız tarım tekniğiyle dikey bahçe uygulaması ile ikinci seradaki enerji mekanizmalarına ilişkin uygulamalar öngörülmektedir. Ayrıca ikinci ve üçüncü seralarda çatıda biriken yağmur suyu ile seralar içinde yoğuşma nedeniyle oluşan su depolanacaktır. Bunlara ek olarak, sirkülasyon aksını saran bioswale’de (biobulvar) yer altı sularının toplanarak muhafaza edilmesi ve bioswale içerisinde yer alan bitkiler aracılığıyla bu suyun temizlenerek yeniden kullanılması öngörülmektedir. Tüm bu öngörüler doğrultusunda kurgulanan tarım alanlarında yetiştirilen ürünler, sirkülasyon aksının genişleyerek oluşturduğu eko pazar alanında kullanıcıyla buluşturulacaktır. Eğitim alanları ise kullanıcılara, tarım uygulamaları ve iklim değişikliği senaryolarına ilişkin verilerin sunulacağı mekanlar olarak işleyecektir. Fonksiyonel gereklilikler ve mekansal bütünlük kapsamında çelik strüktür ile çevrelenen tasarım alanının lineer kurgusunu bioswale (bioduvar) ile sirkülasyon aksı destekler. Kiremit irmiği malzemesinin sağladığı kırmızı dokuyla ön plana çıkan sirkülasyon aksı, aynı zamanda yaratılması istenen yapısal omurgayı mekansal düzlemde okunaklı kılar. Mekansal düzenlemelerine ek olarak dayandığı düşünsel alt yapı nedeniyle Türkiye’de ilk olacak bu projeden; küresel ısınma, iklim değişiklikleri ve kuraklık sorunları nedeniyle olumsuz yönde etkilenen tarım faaliyetlerine cevap verecek potansiyelde çözümler üretmesi ve kendinden sonra gerçekleştirilecek uygulamalara öncülük etmesi beklenmektedir.

Devamını Oku